Turgay ÖZBEK - DÜNYA HALİ
  Güncelleme: 28-11-2021 20:22:00   16-07-2021 13:45:00

Paris'te Bir Osmanlı Sefiri, Yirmisekiz Mehmet Çelebi

Okuduğum kitabın adı, "Paris'te Bir Osmanlı Sefiri, Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin Fransa Seyahatnamesi". Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından ilk olarak 1970 yılında yayınlanmış, ISBN: 978-975-458-815-6. Gerek Fransızca, gerek Arap harfleriyle Türkçe olarak birkaç defa kitap halinde basılmış olmakla beraber, seyahatnameyi Latin harfleriyle ve dili sadeleştirilmiş olarak yayına hazırlayan, usta gazeteci-yazar Şevket Rado (1913-1988).

Yirmisekiz Mehmet Çelebi 1660'ların sonuna doğru Edirne'de doğmuş. Babası Yeniçeri Gürcü Süleyman Ağa, padişahın av köpeklerinden sorumlu birliklerin komutanıydı. Genç Mehmet Faiz de Enderun'da eğitim aldıktan sonra Yeniçerilerin 28. ortasına katıldı; adıyla birlikte anılan lakabı da buradan gelmektedir. Orduda tophane kumandanlığına dek yükseldikten sonra, sivil görevlere atandı; maliye bakanı ikinci yardımcısı iken 1718'de III. Ahmet "onu Pasarofça Anlaşması müzakere heyetinde görevlendirdi. [Daha sonra Paris büyükelçiliğine atanınca,] 7 Ekim 1720'de [çocuk yaştaki oğlu Said'i de alarak] 400 kişilik bir heyetle Fransa'ya hareket etmiştir. Çelebi'nin Fransa seyahati, [Osmanlı'da] Batılılaşmanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Öte yandan, … Çelebi'nin 'Turquerie' denen ve giyim modasından resme, mimarlıktan müziğe pek çok alanda etkili olan 'Türk modası'nın doğuşunda önemli rolü olduğu kabul edilir. [Sefirlik görevi 1721'e dek süren Yirmisekiz Mehmet Çelebi,] III. Ahmet'in 1730'da Patrona Halil İsyanı ile tahttan indirilmesinin ardından gözden düştü. … öncekilerle kıyaslanmayacak kadar sıradan bir makama, Kıbrıs valiliğine atandı ve 1732'de orada vefat etti."

Kitaptaki bazı bölüm başlıkları şöyle; Karantina Günleri, Kadınlara Gösterilen İtibar, Kanal Üzerinden Seyahat, Toulouse ve Bordeaux Şehirleri, Cezir ve Meddin Nasıl Olduğu, Paris Şehrinde, Kıralın Huzurunda, Kral ile Beraber Av Partisi, Askeri Hastanede, Sınır Boylarındaki Kalelerin Maketleri, Trianon Sarayı, Marly Sarayında, Versailles'daki Odalar, Duvarlar ve Saatler, Kralın Ahırları ve Bahçeleri, Kilim ve Ayna Atölyesinde, Rasathaneyi Ziyaret, Sığır Avı, Hayvanat Bahçesinde.

Şimdi gelin, gerisini Yirmisekiz Mehmet Çelebi'den dinleyelim: "… İstanbul'dan, Fransız elçisi tarafından verilen tüccar kalyonuna binüp [21 Kasım 1720] cuma günü sabahın erken saatlerinde Tulon [Toulon] şehri denen mahalle dahil olduk. Nazarto limanında demir bırakub on pare selâm topu attık. Liman etrafındaki sefinelerden ve burçlardan üç yüz kadar top atılup azîm şenlikler ettiler. Ve hemen arkasından sandal ile bir kapudan geldi. Kalyonumuza yakın bir mahalden … hal ve hatırımızı sordu … Bunların vilâyetlerinde büyük hastalık çıktıkda [veba salgını], başka vilâyetlerden gelen kimesnelere nice günler karışmayıp temas etmeksizin konuşup sohbet ederler. … Bu ayrı durma günlerine … kırantene [karantina] tabir ederler. … Paris şehrine gitmek hususu müzakere olundukda deryadan gitmemiz münasip görülmeğle yedi adet tartana tâbir olunan şityeler [yelkenli gemi] hazır ettiler. … Sabah oldukta yine sefineye binilüp gideceğimiz yere kanal ile hareket olundu. Bu kanal dedikleri, etraftan toplanmış yapma bir nehirdir. … Akdeniz'den bir münasip sefine ile şehir ve kara arasından, karaya ayak basmadan Bahr-i Muhit'e [Atlas Okyanusu] ulaşmak müyesser olmuş … sefineleri ise, yokuşa sürmek mümkin olmadığından ol nehirde yontma taşlar ile havuzlar yapmışlar … Bazı nehirlerin dahi zemini kanal nehri zemininden alçakta bulunmağla kanal nehrini icra için koca koca köprüler yapup nehri ol köprüden icra etmişler. Sefine ile ol köprüden geçilir. … Bir mahalde bu nehir bir dağa uğramış. Başka çare bulamayıp dağı delmişler … Dağ altından nehir ile geçilir."

Sonunda Paris'e varılır, oniki yaşındaki kral Louis XV'in huzuruna çıkılır, itaatname sunulur. Vasi Merşal ile tanışılır, kendisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi'yi operaya davet eder: "Paris şehrine mahsus bir oyun var imiş. Opâre derler imiş. … Önümüzde, sazendelerin olduğu mahalde, işlemeli büyük perde asmışlardı. Tamam yerleşildikten sonra birden bire ol perde kaldırılup ardından bir büyük saray zuhur eyledi. Sarayın avlusunda oyuncular kendilerine mahsus elbiseleriyle ve yirmi kadar peri yüzlü kız pırıl pırıl taşlı elbise ve fistanlarıyla meclise tekrar parıltılar salup sazlar dahi hep birden nağmeye giriştiler. Bir müddet raksolunup sonra opâreye başladılar. Bunun aslı bir hikâyeyi canlı göstermek."

Derken Ramazan ayı gelir ve "Vasi Merşal"in bir ricası olur: "… hanımlarımız gelüp iftar eyledüğünüzü ve yemek yidüğünüzü seyretmek isterler." "Anı gördüm ki, akşama yarım saat kaldıkda bir iki yüz avrat, altın ve ziynet içinde ve elmaslara batmış halde gelüp karşu be karşu sandalyelere oturdular. … Hele her ne hal ise bu azâbı çeküp iftar ettük ve yemek yedük. Bundan sonra teravih namazını gece edâ eyledük. Bunlar, teravih kıldığımızı ertesi gün haber almışlar. Yine iftara yarım saat kalınca bir iki yüz avrat kızlar çıkageldiler. … İftar ve taam eyledik. Bunlar gitmezler, saat üçe varınca otururlar. Meğer bunlar namazı beklerler imiş. Çare yok, abdest alup namazı kıldık. … ilahiler ve tesbihlerle bütün kadınlar bizi seyretti ve hayran oldular."

95 sayfalık küçük sayfalı bu kitabın okunması çok rahat. Şevket Rado, elindeki "bizzat Yirmisekiz Mehmet Çelebi'ye ait, onun tarafından görülüp tashih edilmiş" yazma nüsha üzerinden "Metni üslûbuna, cümle yapısına dokunmadan, yalnız bugünkü nesillerin mânasını çözemeyecekleri kelimeleri anlaşılır kelimelerle değiştirerek" sadeleştirmiş. Bu bakımdan kitapta 18. yüzyıl Türkçesini okuyor olmak ta ayrıca heyecan verici. Bugün Anadolu'da halâ çoğu köylünün "yemek yedük" dediğini düşününce, bozulanın bizim "şehirli Türkçe"miz olduğunu anlıyorum.

Osmanlı memleketinde ulaşımın halâ ilkel olduğu devirde, bir Osmanlı elçisinden, köprüler ve tünellerden geçen su kanallarının olduğu, kuklalı çalar saatlerin bulunduğu, ay ve güneş tutulmalarını öngören mekanik aletlerin kullanıldığı, hayvanat bahçesi olan Fransa'yı dinlemek ilginç geldi bana.                                     

                          

                                 

  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI